Irem
New member
Buradaki önemli ayrıntılardan biri de şudur:
DDK bir mahkeme değildir.
Anayasa açıkça yargı organlarını DDK'nın görev alanı dışında bırakmaktadır. Anayasa Mahkemesi
Bu ayrım oldukça önemlidir.
Bir mahkemenin yaptığı yargısal faaliyet ile idari inceleme veya denetim aynı şey değildir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da DDK'nın anayasal görevleri bağlamında icrai bir organ olarak değil, belirlenen amaçlar doğrultusunda inceleme, araştırma ve denetim faaliyetleri yürütüp sonuçlarını Cumhurbaşkanına sunan bir kurul olarak değerlendirildiği görülmektedir. Norm Kararlar Bilgi Bankası
Derya bunu duyunca:
“Demek ki rapor ile mahkeme kararı aynı şey değil,” dedi.
“Evet,” dedim. “Bu ayrımı özellikle akılda tutmak gerekiyor.”
2017 Sonrası Neden Önemli?
Sohbetin en ilginç kısmı buraya geldi.
Türkiye'deki anayasal sistemde 2017 yılında yapılan değişikliklerle birlikte Cumhurbaşkanlığı makamının yürütme içindeki konumu yeniden şekillendi. DDK'nın Anayasa'nın 108. maddesindeki düzenlemesi de bu değişikliklerden etkilendi.
Bugünkü anayasal metinde DDK'nın Cumhurbaşkanlığına bağlı olduğu, Başkan ve üyelerinin Cumhurbaşkanı tarafından atandığı ve kurulun işleyişi ile üyelerin görev süresi ve diğer özlük işlerinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlendiği belirtilmektedir. Anayasa Mahkemesi+1
Bu nedenle internette eski kaynaklara rastlandığında dikkatli olmak gerekir.
Örneğin geçmiş dönemlere ait metinlerde farklı ifadeler görülebilir. Bunun sebebi kurumun tarih içinde aynı anayasal sistem içerisinde değişmeden kalması değil, Türkiye'nin anayasal ve idari yapısında değişiklikler yaşanmış olmasıdır.
Bir bilgiye bakarken şu soruyu sormak bu yüzden önemlidir:
“Bu bilgi hangi tarihte geçerliydi?”
Forumlarda sıkça gözden kaçan noktalardan biri budur.
Bir kurumun 2005 yılındaki hukuki konumu ile 2026 yılındaki konumu aynı ifadelerle açıklanamayabilir.
Masadaki Son Soru: Denetleyen Kim?
Saat ilerlemişti.
Emre telefonuna baktı.
“Benim kafama takılan başka bir şey var,” dedi.
“Nedir?”
“DDK denetim yapıyor. Peki DDK'nın kendisi tamamen sınırsız mı?”
Bu soru sohbetin en güzel sorusuydu.
Çünkü hukuk devletinde hiçbir kamu makamının yetkisi yalnızca “denetim yapıyor” denilerek sınırsız hale gelmez.
DDK'nın görev alanı Anayasa'nın 108. maddesinde belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da kurulun anayasal görev ve yetki alanının sınırları üzerinde özellikle durulmuştur. Örneğin Anayasa Mahkemesi kararlarında, DDK'nın görev alanının Anayasa'daki çerçeve dışında genişletilmesine ilişkin meseleler tartışılmıştır. Norm Kararlar Bilgi Bankası
Buradan daha genel bir hukuk ilkesi ortaya çıkıyor:
Devlette yetki varsa, sınır da vardır.
Denetim yetkisi de bundan bağımsız değildir.
Küçük Bir Devlet Kurumu, Büyük Bir Toplumsal Mesele
Eve dönerken Derya'nın söylediği bir cümle aklımda kaldı:
“Bence insanlar devlet kurumlarını sadece isimlerinden tanımamalı.”
Haklıydı.
Çünkü “Devlet Denetleme Kurulu” adı tek başına bize çok az şey anlatıyor.
Oysa kurumun arkasında Türkiye'nin devlet örgütlenmesi, idarenin denetlenmesi, hukuka uygunluk, kamu hizmetlerinin düzenli işlemesi ve yürütme içindeki denetim mekanizmaları gibi oldukça geniş konular bulunuyor.
Bir kurumun Cumhurbaşkanlığına bağlı olması, onun görev alanının sınırsız olduğu anlamına gelmez.
Bir kurumun denetim yapabilmesi, onun mahkeme olduğu anlamına gelmez.
Bir kurum hakkında rapor hazırlanması da tek başına o raporun bir yargı kararı olduğu anlamına gelmez.
Bütün bu ayrımlar, konuyu doğru anlamanın temelidir.
Sonunda Cevabı Baştan Daha İyi Anladık
Ertesi gün Emre bana mesaj attı:
“Dün geceki sorunun cevabını artık tek cümleyle verebilirim.”
Ne yazdığını merak edip mesajı açtım:
“Devlet Denetleme Kurulu, Anayasa'nın 108. maddesine göre Cumhurbaşkanlığına bağlıdır. Cumhurbaşkanının isteği üzerine, anayasal çerçevede belirlenen kurum ve kuruluşlarda idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilir. Yargı organları görev alanı dışındadır.”
Altına Derya da bir cümle eklemişti:
“Ve bir devlet kurumunu gerçekten anlamak istiyorsan, yalnızca nereye bağlı olduğunu değil, neden kurulduğunu ve yetkisinin sınırlarını da sor.”
Bence hikâyenin asıl noktası tam olarak burada.
Bir sonraki kez bir kamu kurumunun adını duyduğunuzda kendinize yalnızca “Nereye bağlı?” diye sormayın.
Şunları da sorun:
Bu kurum hangi anayasal veya yasal temele dayanıyor?
Hangi görevleri var?
Hangi alanlarda yetkisi yok?
Denetimin sonucu ne oluyor?
Tarih içinde bu kurumun konumu değişti mi?
Çünkü kamu yönetimini anlamak, yalnızca kurum isimlerini ezberlemek değildir.
Bir bakıma büyük bir yapbozun parçalarını bir araya getirmektir.
Ve Devlet Denetleme Kurulu da o yapbozun, özellikle idarenin denetlenmesi ve yürütme içindeki anayasal denetim mekanizmalarının anlaşılması açısından önemli parçalarından biridir.
Bugün sorunun kısa cevabını artık biliyoruz:
Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanlığına bağlıdır.
Fakat bence daha değerli olan, bu cevabın arkasındaki ikinci soruyu sormaya başlamaktır:
Bir devlette denetim mekanizmaları yalnızca hata bulmak için mi vardır, yoksa daha düzgün işleyen bir kamu yönetimi oluşturmanın da aracı olabilir mi?
İşte forumda asıl tartışmaya değer soru belki de bu.
DDK bir mahkeme değildir.
Anayasa açıkça yargı organlarını DDK'nın görev alanı dışında bırakmaktadır. Anayasa Mahkemesi
Bu ayrım oldukça önemlidir.
Bir mahkemenin yaptığı yargısal faaliyet ile idari inceleme veya denetim aynı şey değildir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da DDK'nın anayasal görevleri bağlamında icrai bir organ olarak değil, belirlenen amaçlar doğrultusunda inceleme, araştırma ve denetim faaliyetleri yürütüp sonuçlarını Cumhurbaşkanına sunan bir kurul olarak değerlendirildiği görülmektedir. Norm Kararlar Bilgi Bankası
Derya bunu duyunca:
“Demek ki rapor ile mahkeme kararı aynı şey değil,” dedi.
“Evet,” dedim. “Bu ayrımı özellikle akılda tutmak gerekiyor.”
2017 Sonrası Neden Önemli?
Sohbetin en ilginç kısmı buraya geldi.
Türkiye'deki anayasal sistemde 2017 yılında yapılan değişikliklerle birlikte Cumhurbaşkanlığı makamının yürütme içindeki konumu yeniden şekillendi. DDK'nın Anayasa'nın 108. maddesindeki düzenlemesi de bu değişikliklerden etkilendi.
Bugünkü anayasal metinde DDK'nın Cumhurbaşkanlığına bağlı olduğu, Başkan ve üyelerinin Cumhurbaşkanı tarafından atandığı ve kurulun işleyişi ile üyelerin görev süresi ve diğer özlük işlerinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlendiği belirtilmektedir. Anayasa Mahkemesi+1
Bu nedenle internette eski kaynaklara rastlandığında dikkatli olmak gerekir.
Örneğin geçmiş dönemlere ait metinlerde farklı ifadeler görülebilir. Bunun sebebi kurumun tarih içinde aynı anayasal sistem içerisinde değişmeden kalması değil, Türkiye'nin anayasal ve idari yapısında değişiklikler yaşanmış olmasıdır.
Bir bilgiye bakarken şu soruyu sormak bu yüzden önemlidir:
“Bu bilgi hangi tarihte geçerliydi?”
Forumlarda sıkça gözden kaçan noktalardan biri budur.
Bir kurumun 2005 yılındaki hukuki konumu ile 2026 yılındaki konumu aynı ifadelerle açıklanamayabilir.
Masadaki Son Soru: Denetleyen Kim?
Saat ilerlemişti.
Emre telefonuna baktı.
“Benim kafama takılan başka bir şey var,” dedi.
“Nedir?”
“DDK denetim yapıyor. Peki DDK'nın kendisi tamamen sınırsız mı?”
Bu soru sohbetin en güzel sorusuydu.
Çünkü hukuk devletinde hiçbir kamu makamının yetkisi yalnızca “denetim yapıyor” denilerek sınırsız hale gelmez.
DDK'nın görev alanı Anayasa'nın 108. maddesinde belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da kurulun anayasal görev ve yetki alanının sınırları üzerinde özellikle durulmuştur. Örneğin Anayasa Mahkemesi kararlarında, DDK'nın görev alanının Anayasa'daki çerçeve dışında genişletilmesine ilişkin meseleler tartışılmıştır. Norm Kararlar Bilgi Bankası
Buradan daha genel bir hukuk ilkesi ortaya çıkıyor:
Devlette yetki varsa, sınır da vardır.
Denetim yetkisi de bundan bağımsız değildir.
Küçük Bir Devlet Kurumu, Büyük Bir Toplumsal Mesele
Eve dönerken Derya'nın söylediği bir cümle aklımda kaldı:
“Bence insanlar devlet kurumlarını sadece isimlerinden tanımamalı.”
Haklıydı.
Çünkü “Devlet Denetleme Kurulu” adı tek başına bize çok az şey anlatıyor.
Oysa kurumun arkasında Türkiye'nin devlet örgütlenmesi, idarenin denetlenmesi, hukuka uygunluk, kamu hizmetlerinin düzenli işlemesi ve yürütme içindeki denetim mekanizmaları gibi oldukça geniş konular bulunuyor.
Bir kurumun Cumhurbaşkanlığına bağlı olması, onun görev alanının sınırsız olduğu anlamına gelmez.
Bir kurumun denetim yapabilmesi, onun mahkeme olduğu anlamına gelmez.
Bir kurum hakkında rapor hazırlanması da tek başına o raporun bir yargı kararı olduğu anlamına gelmez.
Bütün bu ayrımlar, konuyu doğru anlamanın temelidir.
Sonunda Cevabı Baştan Daha İyi Anladık
Ertesi gün Emre bana mesaj attı:
“Dün geceki sorunun cevabını artık tek cümleyle verebilirim.”
Ne yazdığını merak edip mesajı açtım:
“Devlet Denetleme Kurulu, Anayasa'nın 108. maddesine göre Cumhurbaşkanlığına bağlıdır. Cumhurbaşkanının isteği üzerine, anayasal çerçevede belirlenen kurum ve kuruluşlarda idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilir. Yargı organları görev alanı dışındadır.”
Altına Derya da bir cümle eklemişti:
“Ve bir devlet kurumunu gerçekten anlamak istiyorsan, yalnızca nereye bağlı olduğunu değil, neden kurulduğunu ve yetkisinin sınırlarını da sor.”
Bence hikâyenin asıl noktası tam olarak burada.
Bir sonraki kez bir kamu kurumunun adını duyduğunuzda kendinize yalnızca “Nereye bağlı?” diye sormayın.
Şunları da sorun:
Bu kurum hangi anayasal veya yasal temele dayanıyor?
Hangi görevleri var?
Hangi alanlarda yetkisi yok?
Denetimin sonucu ne oluyor?
Tarih içinde bu kurumun konumu değişti mi?
Çünkü kamu yönetimini anlamak, yalnızca kurum isimlerini ezberlemek değildir.
Bir bakıma büyük bir yapbozun parçalarını bir araya getirmektir.
Ve Devlet Denetleme Kurulu da o yapbozun, özellikle idarenin denetlenmesi ve yürütme içindeki anayasal denetim mekanizmalarının anlaşılması açısından önemli parçalarından biridir.
Bugün sorunun kısa cevabını artık biliyoruz:
Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanlığına bağlıdır.
Fakat bence daha değerli olan, bu cevabın arkasındaki ikinci soruyu sormaya başlamaktır:
Bir devlette denetim mekanizmaları yalnızca hata bulmak için mi vardır, yoksa daha düzgün işleyen bir kamu yönetimi oluşturmanın da aracı olabilir mi?
İşte forumda asıl tartışmaya değer soru belki de bu.